Dagcilik yaptigim yillarda , cuma aksamlari dia gosterileri olurdu.Tirmanis dialarini, o dia makinasinin muhtesem "silak" sesi ile hayran hayran segrederdik.Ozellikle de simdi Solgar reklamlarinda cikan 7.000'lik fatihi Tunc Findik'in dialarini ...O zamanlar benim de boyle bir dia gosterim olsun isterdim. Olumumden sonra gosterilsin , "sunu yapti , bunu yapti" diye konusulsun.Hatta muzigini bile dusunmustum, Joe Satriani'Nin The forgotten parcasinin birinci bolumu.Hizli bir ritmi olan bir gitar solo.Ravel'in Bolerosu gibi hep ayni ritimin bir cok seviyeden calinmasi.
Bugun serviste donerken , bu parcaya dek geldim.Coook uzun zamandir dinlememistim.O gunleri hatirladim.Sonra parcanin ikinci bolumunu dinledim , yukarida bahsettigim hayalleri kurarken ikinci bolumu pek sevmez es gecerdim.Oysa simdiki halimin ikinci bolumu daha sevdigini anladim.Daha yavas , daha degisken...
Ben hep ortamimin en kucugu oldum.Yas kavramini cok hissetmedim , hatta bi gun Omer'in "teyze sen 35'sin ama senin icin genc" dedigi gibi icimi genc hissediyordum ama bu ara bi seyler farkli.Daha yavasim , anlatacak cok seyim ve hicbir seyim yok , icim dolu ama bos...bilemedim...
Hani adam demis ya "bildigim tek sey hicbir sey bilmedigim" belki de "yasadigim tek sey , hic bir sey yasamadigim"...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder