6 Şubat 2011 Pazar

Kendimle röpörtaj

Ben:Nalan Hanım , nerelerdesiniz hiç sesini soluğunuz çıkmıyor , iyi misiniz?

Yine Ben:Evet , evet iyiyim merak etmeyin.İş ev arası bir hayatım var .

Ben:Neler yapıyorsunuz son zamanlarda?Sizi en çok nerede görürüz , görmek istesek?

Yine Ben:Hafta içi , sabah 8:00,de servise binip işe gidiyorum , akşamları da 6:30 gibi evde oluyorum.Bu rutini çok sevdim .Servis'te ki Türkçe ağlak müzik yerine Joy Fm dinlenmeye başlanmasıyla birlikte hoş bir modda işe gidip geliyorum.

Ben:Peki hep iş , hep iş ;içiniz şişmiyor mu?

Yine Ben:Biliyorsun 1,5 yıl evdeydim.İşe başlayali 3 ay oldu.Bazı şeylere tekrar alışmak gerekiyor.Mesela 1,5 yıl çalışmadığımda çoğu gün kimseyi görmeden minumum sohbetle günler geçirirdim.Şimdi bir sürü yeni insanla bir sürü sohbet ediyorum.Gerekli ya da gereksiz ama yine de yorucu oluyor.Eve geldiğimde kimseyi göresim ya da sohbet edesim kalmıyor.

Ben:Peki , cuma akşamları ya da haftasonları naapıyorsunuz?

Yine Ben:Ocak ayında devlet tiyatrolarına gittim , cuma akşamları.Bu vesile ile uzun zamandır gitmediğim Kadıköy'e gitme fırsattım oldu.Gece dönüşte, vapurla geçmeyi hayal etmiştim ama meğerse 9.00 bitiyormuş Kadıköy Beşiktaş vapuru .Eve 2 saatte dönebildim.Eski öğrencilik günlerimi hatırladım.Bu arada Surname 2000 diye muhteşem bir oyuna gittim.Fırsat bulursanız görün.Özellikle İstanbulbaz'lara bayıldım.


(Devam edebilir...)

9 Ocak 2011 Pazar

Sen degisirsen herkes degisir...



Bir yil once bana "kurumsal hayata geri doneceksin" deseler, yuzumu serin bir ruzgar kaplar ve "yenildim!" diye dusunurdum.Ve bir yil sonra "kurumsal hayattayim! ":)

Hayat beni sasirtmaya devam ediyor.Icime sordugumda "neden donuyorum? " diye ; sahnelerimi kacarak degil icinden gecerek temizlemem gerektigini anladim.Ne garip degil mi , evren senden o durusu gorene kadar oyun devam ediyor.Cok ciddi ve guzel bir oyun bu!

Kurumsal hayata doneli 2 ay oldu ve sirketin gecen hafta bir toplantisi icin Sapanca'ya gidildi.2011 yilinda sirketin nasil bir vizyonu olacagi konusulacakti.Klasik surec ama klasik olmayan bir sey vardi sirketin 2011 vizyonunda: "Sen degisirsen , hersey degisir!"...Saka gibi degil mi? Evren bana nasil mesaj verecegini sasirdi:)

Zaten bu sirkette klasik olmayan biri suru sey oluyor , mesela cevremde bir suru Nil Avunduk takip eden , Esra Ozbay'in kitabini okuyan insan oldu.Herkes sorular soruyor , herkes kendi oyununu anlamaya calisiyor.Kimi bunun "fight club" gibi bir sey oldugunu zannederken kimi yillardir aradigi seyi buldugunu dusunuyor.Bu kisiler araciligi ile evren benim agzimdan bir suru sorunun cevabini bana sordurup dinliyor , ben cevap verirken ben anliyorum:)

Sirkette ,ozellikle ust yonetimde,  kurumsal hayattan bunalip ayrilan ve sonra bir kac yil sonra gelen kadinlar var.Evren bana onlarin agzi ile su soruyu sordu ;" neden bu kadinlar ayrilip tekrar geri donuyor?"

Ben benimkinin cevabini biliyorum : Oyunun bittigini ; herkes seni ve sen de herkesi alkisladiginda anlarsin!

31 Aralık 2010 Cuma

2010'a gunesli veda

Bugun 31 Aralik 2010.Yilin son gununden beklenmeyecek kadar gunesli piril piril bir gun.

2010'a calismayarak basladim.Soguk gunlerde ,elimde cay bardagi camdan disariyi segretmenin keyfini yasadim.Tum gun evde oturup sikildigimda ,biranda  "Hadi!"  deyip 2 saatligine Eminonune gittim.Tum mahalle pazarlarini kesfettim , pazarcilar beni tanidi:). Eylul ayi gibi , artik evde oturmaya doydugumu anlayip is arayislarini keyifle yapmaya basladim ve simdiki isimle kasimda bulustuk.Icimde hep "allahim  , eve kapatilmis kus gibi , camdan cama vurarak cildirir miyim?" diye korkmama ragmen , bu sefer birileri(!) bu deneyimden kolay gecebilmem icin bazi seyleri kolaylastirmisti.

Bu bir yilda ne mi ogrendim:Hersey olmasi gereken zamanda olmasi gerektigi gibidir , ne bir adim once ne bir adim sonra.

Iki gundur ise yeni yil ile iki seyi dusundum:

Sirketin yilbasi yemeginde , bir anda icimden etrafimdakilere "yeni yildan elle tutulur ne istersin ? diye sormak geldi.Hani saglik , baris , mutluluk demeden.Megerse ne kadar zor bir soruymus , kimi "hala saglik demeye devam etti , kimi sadece kizi icin dilek dileyebildi":)Yeni yilla birlikte , istedigim herseyin gerceklesecegine ve onu hakettigime inaniyorum.

Bir de bu sabah , Semih Sayginer ile ilgili bir belgesel segrederken , onun sevdigi seyin arkasinda nasil israrla durdugunu gordum.Ben de bunu yapmaya niyet ediyorum...

36 yil icinde , bazi zamanlar cok bunalsam da hepsi simdiki lezzetin olmasi icin gerekliymis.Hani su yemek yaparken , "cosss" diye cikan sesler var ya , megerse onarmis yemege lezzet verenmis:)

13 Aralık 2010 Pazartesi

Pure and simple




Bu ara kendime küçük bir dünya kurmuş gibi hissediyorum.Evcilik oynar gibi , küçük evimi "çıngır mıngır" diye kapıyı acıp , küçük çay bardaklarımla çay içip kimi zaman bana misafir gelenlerle çay içip sohbet ediyorum.Bunu ben hayal ettim ben yarattım.Kendime , hayallerime ve yaratımlarıma şükrediyorum.

29 Kasım 2010 Pazartesi

Hayatimin ikinci yarisi...

Dagcilik yaptigim yillarda , cuma aksamlari dia gosterileri olurdu.Tirmanis dialarini, o dia makinasinin muhtesem "silak" sesi ile hayran hayran segrederdik.Ozellikle de  simdi Solgar reklamlarinda cikan 7.000'lik fatihi Tunc Findik'in dialarini ...O zamanlar benim de boyle bir dia gosterim olsun isterdim. Olumumden sonra gosterilsin , "sunu yapti , bunu yapti" diye konusulsun.Hatta muzigini bile dusunmustum, Joe Satriani'Nin  The forgotten parcasinin birinci bolumu.Hizli bir ritmi olan bir gitar solo.Ravel'in Bolerosu gibi hep ayni ritimin bir cok seviyeden calinmasi.

Bugun serviste donerken , bu parcaya dek geldim.Coook uzun zamandir dinlememistim.O gunleri hatirladim.Sonra parcanin ikinci bolumunu dinledim , yukarida bahsettigim hayalleri kurarken ikinci bolumu pek sevmez es gecerdim.Oysa simdiki halimin ikinci bolumu daha sevdigini anladim.Daha yavas , daha degisken...

Ben hep ortamimin en kucugu oldum.Yas kavramini cok hissetmedim , hatta bi gun Omer'in "teyze sen 35'sin ama senin icin genc" dedigi gibi icimi genc hissediyordum ama bu ara bi seyler farkli.Daha yavasim , anlatacak cok seyim ve hicbir seyim yok , icim dolu ama bos...bilemedim...

Hani adam demis ya "bildigim tek sey hicbir sey bilmedigim" belki de "yasadigim tek sey , hic bir sey yasamadigim"...

17 Kasım 2010 Çarşamba

Bayram bayram hey!

Bayram, deyince gonlumde hep upuzun kurulan sofralar ve bol sohbet vardir.Cocukken oyle bayramlar gecirdigimden sanirim beklentimde o yonde .Bu bayram halam , enistem ve kuzenle gecti o uzun sofra hayalim.Arife gecesi guzel bir hamsili pilav yemegi oldu ertesi sabahta bende kahvalti.Ne heyecan yaptim bir bilseniz.

Sohbetler edildi , konu konuyu acti.Hic deginilmemis , "ayip olur!"  denen konulara deginildi apansiz.Ben bi ara soyle bir disardan baktim kendime , buyudum galiba , hafifte yaslandim mi ne...

Sonra yap boz yapmaya devam ettim.Ama bi gariplik oldu , yap bozun ortasinda bir delik olustu , parca hem o tarafa hem bu tarafa uyuyor ama ortasinda bosluk var.Nasil olur? diye sormayin , ben de bilmiyorum.Ama yenilen guresci gurese doymaz misali , bu sefer gidip    1 500 parcalik bir tane aldim.Hem de en sevdigim resim Gustav Klimt"in Opucuk resmi.


Sonra bi gece "allah dedim , evde borular patladi" Banyonun yerlerinden surekli su cikiyor.Gece yatarken "kabul ederek" yattim.Dedim her ne olduysa kabul , ben bunu cozerim.Sabah daha dikkatli bakinca anladim ki , termosifon delinmis.Ev sahibini aradim , "aa , haklisin o zaten cok eskiydi" dedi.Peki dedim.Bu sabah akmerkeze gidip ekmek alir gibi termosifon aldim.Cumartesiye degisecek.

Yuregimde bir ayi var.Sebebini hem biliyorum hem bilmiyorum anlamaya niyet ediyorum.

8 Kasım 2010 Pazartesi



Bugün 1,5 yıl aradan sonra tekrar iş hayatına geri döndüm.Evet , stres oldum! Sağolsun etrafımdakilerin beni rahatlatmak amacıyla kullandıkları "canım , başları biraz zor olur ama alışırsın" telkini beni daha da stres etti.Tabi dün gece uyuyamadım:)))

Bu sabah 8:30'da ofisin kapısında oldum , tanıştırma fasılları , benim anlamsızca gülümsemekten diş etlerimin kuruyup ağzımın ölü at ağzına dönüşü falan.Saate bir baktım 10:00!Neee daha 10:00 mu? 5:30'a kadar nasıl geçecek vakit diye düşünüken çay almaya gittim ve biri bana "Nalan , inanmıyorum! " diye bağırdı.Eski firmamdan bir arkadaşım , o Rusya'dan ben Dubai'den "yetti bea!" diye dönmüştük.O kendi firmasını kurma cesaretini gösterdi , ben mahalle pazarlarını keşfettim.O da bu firmaya başlayalı bir hafta olmuş.İkimizde kös kös geri dönmüştük yani...:)

Neyse !Öyle veya böyle ilk gün geçti.Salaklık edip 6:00'da ofisten çıkınca da bir saat trafikte kaldım ...

Sonuç:Yorgunum , ara ara "acaba burada çok bunalır mıyım?" sorusu gelip kalbime ayı gibi oturuyor ama yine de ofisteki sıcak çikolata makinasını sevdim:)