8-9 yaşlarında İncigül opereti diye yola çıkılan ancak sonradan baleye dönüşen bir çalışmanın içinde bulmuştum kendimi.O yaştaki bir çocuğun vücudu ilk defa profesyonel dans ile tanışıyordu ve bizi çalıştıran kişinin bizden profesyonel bir balerin beklentisi içinde olması benim dans ile ilk tanışmamı olumsuz etkiledi ; hep "hantal" dolduğuma inandım.
Sonra 19 Mayıs gösterilerine hazırlandığımız halk oyunlarında hipermetrop gözlüklü bir arkadaşla eşleşip onun her yanlış yaptığında bana bakıp benim gülme krizine girmem sonucu ikinci dans denememde 19 mayıs gösterilerinden çıkarılmamla sonuçlandı.
Allahtan genclik yıllarında "rock" müzik sevdim de öyle estetik bir dans yapmam gerekmedi.
Sonraki dönemlerde içim ritmi , müziği sevse de mümkün olduğunca dans etmedim.
2011 yılının başından beri evren bana sürekli dans ile ilgili bir şeyler anlatmaya çalışıyor.Sene başında şirket herkese istediği bir kursu ayarladı ve ben kendimi birden "dans" kursunun içinde buldum.Dün akşamda daha önce tai bo dersine gittiğim şimdi de iyi bir tango hocası olan Bora Erdem'le şans eseri karşılaştım ve "bak seni bile dans ettirebilirim!" diyerek dans ettirildim.(Yaptığım ne kadar absurtse , cümlesi bile saçma oldu)
Ve dün gece şunu düşündüm: Dans benim için kendini akışa serbest bırakmak , içine güvenmek , kendine güvenmek , karşındakine kendini olduğu gibi göstermek , içinden geçenleri kontrol etmemek...
Belki de benim bu sene bunu öğrenmem ve uygulamam gerekiyor.
27 Temmuz 2011 Çarşamba
23 Temmuz 2011 Cumartesi
Tatil için kendime hatırlatma notları!
Koca bir kış geçti...Her gün yeni bi şeyler oldu.Kimi gün , nefesim tıkandı yola devam edemem gibi geldi , o gece yattım ertesi gün başka bir güne uyandım.
Ve sonunda , hayalini kurduğum 2 haftalık yaz tatilim başlıyor.Bir sürü beklentim var bu tatilden .Kimini yapabileceğim kimini yapamayacağım ama yine de kendime hatırlamak için küçük notlar yazıyorum :
-Sabah erken uyanıp , tekrar uyuyabilmenin tadını çıkar
-Hiç bir şey ama hiç bir şey yapmadan boş boş oturmanın tadını çıkar
-Seni hiç bir şeyin endişendirmesine izin verme, herşey çözülmesi gerektiği zamanda çözülür , sen o andaki adımından emin ol
-Mudanya'daki , muhteşem manzaranın , sıcak aile ortamının , efil efil rüzgarın tadını çıkar
-Sapanca'da , kulaklarını dört aç , anlatılan herşey senin için
-Yiğenlerine sıkı sıkı sarıl , onlar bi bi daha bu yaşta olmayacak (sen de!)
- Bu sefer Kaş senin için bambaşka olsun.
Ve en önemlisi , hep o anda ol , sonrasını hesaplama!
Ve sonunda , hayalini kurduğum 2 haftalık yaz tatilim başlıyor.Bir sürü beklentim var bu tatilden .Kimini yapabileceğim kimini yapamayacağım ama yine de kendime hatırlamak için küçük notlar yazıyorum :
-Sabah erken uyanıp , tekrar uyuyabilmenin tadını çıkar
-Hiç bir şey ama hiç bir şey yapmadan boş boş oturmanın tadını çıkar
-Seni hiç bir şeyin endişendirmesine izin verme, herşey çözülmesi gerektiği zamanda çözülür , sen o andaki adımından emin ol
-Mudanya'daki , muhteşem manzaranın , sıcak aile ortamının , efil efil rüzgarın tadını çıkar
-Sapanca'da , kulaklarını dört aç , anlatılan herşey senin için
-Yiğenlerine sıkı sıkı sarıl , onlar bi bi daha bu yaşta olmayacak (sen de!)
- Bu sefer Kaş senin için bambaşka olsun.
Ve en önemlisi , hep o anda ol , sonrasını hesaplama!
10 Nisan 2011 Pazar
İş,Duman , Ev
Tam ben bloga bi şey yazayım dedim, blog kapandı."Amaaan , demek ki yazasım yokmuş!" deyip, konuyu unuttum.Bu sabah kahvaltımı da ettikten sonra , biraz bloglarda dolaştım ve "dur bi de ben yazayım!" dedim.
Geçenlerde , kariyerinin en tepesindeki işinden "hop" diye ayrılan 41.000'ci arkadaşımla buluştum.Ben mi çekiyorum bu insanları yoksa olaylar böyle mi akıyor bilmiyorum.Neyse!Benim de yaşadığım , "acaba yanlış mı yaptım, kariyerim mahfoldu mu?, etraf ne der?" soruları içinde boğulurken , ona sadece şu anın tadını çıkarmasını , işe başlaması gerektiğinde tekrar başlayabileceğini( bakınız şekil 2.a'da görüldüğü gibi) ifade ettim.Ha , niye bırakıyorsun ? niye dönüyorsun? sorularını hala aklınızda taşıyorsanız , lütfen önceki bir iki yazıyı okuyun.
Evet , ben iş hayatına döndüm ve niyet ettiğim gibi deneyimlerinden geçmeyi kabul ettim ancak üniversitede 12 ders birden almam gibi (alttan kalan derslerle birlikte) bu sefer biraz üst üste deneyim yaşayabiliyorum.Naapalım , ben böyle niyet ettim , böyle geçeceğim.
Bir iki hafta önce , çok sevdiğim , zor günlerimde şarkıları dilime pelesenk olan Duman konserine gittim.10'da konser yerine geldim ama grup 12:00'de sahneye çıktı.İzleyicilerin yaş ortalaması 19-20 idi ve kanları kaynıyordu , oysa ben "manası yoktuuuur , yooook" şarkısındaki gibi daha ritmim yavaşlamıştı . Anladım ki , arabamda bağıra bağıra "sor bana pişman mıyım?" dinlemek daha keyifli...
Bu arada , kışın ısınmayan , yazın hamam etkisi yapan evimden taşınmak istedikçe apartman ilişkilerim daha da sıkı fıkılaşıyor.Yaşlı komşum , her sabah ve akşam beni işe gidip gelirken seğredip , asonsörde yakaladığında da "ben seni çok seviyorum!" diye öpüyor. İlkokula yeni giden adını bilemediğim ama sırf tokasını göstermek için beni kapıda bekleyen ve bana ismimle hitap eden cimcime bir hayranım var. Kuofördekiler ise , arabamı park etmeye , torbalarımı taşımaya kadar bana yardım ediyorlar.Ben galiba taşınamayacağım.Bu evi ısıtmanın ve soğutmanın bir yolunu bulmalıyım...
Geçenlerde , kariyerinin en tepesindeki işinden "hop" diye ayrılan 41.000'ci arkadaşımla buluştum.Ben mi çekiyorum bu insanları yoksa olaylar böyle mi akıyor bilmiyorum.Neyse!Benim de yaşadığım , "acaba yanlış mı yaptım, kariyerim mahfoldu mu?, etraf ne der?" soruları içinde boğulurken , ona sadece şu anın tadını çıkarmasını , işe başlaması gerektiğinde tekrar başlayabileceğini( bakınız şekil 2.a'da görüldüğü gibi) ifade ettim.Ha , niye bırakıyorsun ? niye dönüyorsun? sorularını hala aklınızda taşıyorsanız , lütfen önceki bir iki yazıyı okuyun.
Evet , ben iş hayatına döndüm ve niyet ettiğim gibi deneyimlerinden geçmeyi kabul ettim ancak üniversitede 12 ders birden almam gibi (alttan kalan derslerle birlikte) bu sefer biraz üst üste deneyim yaşayabiliyorum.Naapalım , ben böyle niyet ettim , böyle geçeceğim.
Bir iki hafta önce , çok sevdiğim , zor günlerimde şarkıları dilime pelesenk olan Duman konserine gittim.10'da konser yerine geldim ama grup 12:00'de sahneye çıktı.İzleyicilerin yaş ortalaması 19-20 idi ve kanları kaynıyordu , oysa ben "manası yoktuuuur , yooook" şarkısındaki gibi daha ritmim yavaşlamıştı . Anladım ki , arabamda bağıra bağıra "sor bana pişman mıyım?" dinlemek daha keyifli...
Bu arada , kışın ısınmayan , yazın hamam etkisi yapan evimden taşınmak istedikçe apartman ilişkilerim daha da sıkı fıkılaşıyor.Yaşlı komşum , her sabah ve akşam beni işe gidip gelirken seğredip , asonsörde yakaladığında da "ben seni çok seviyorum!" diye öpüyor. İlkokula yeni giden adını bilemediğim ama sırf tokasını göstermek için beni kapıda bekleyen ve bana ismimle hitap eden cimcime bir hayranım var. Kuofördekiler ise , arabamı park etmeye , torbalarımı taşımaya kadar bana yardım ediyorlar.Ben galiba taşınamayacağım.Bu evi ısıtmanın ve soğutmanın bir yolunu bulmalıyım...
6 Şubat 2011 Pazar
Kendimle röpörtaj
Ben:Nalan Hanım , nerelerdesiniz hiç sesini soluğunuz çıkmıyor , iyi misiniz?
Yine Ben:Evet , evet iyiyim merak etmeyin.İş ev arası bir hayatım var .
Ben:Neler yapıyorsunuz son zamanlarda?Sizi en çok nerede görürüz , görmek istesek?
Yine Ben:Hafta içi , sabah 8:00,de servise binip işe gidiyorum , akşamları da 6:30 gibi evde oluyorum.Bu rutini çok sevdim .Servis'te ki Türkçe ağlak müzik yerine Joy Fm dinlenmeye başlanmasıyla birlikte hoş bir modda işe gidip geliyorum.
Ben:Peki hep iş , hep iş ;içiniz şişmiyor mu?
Yine Ben:Biliyorsun 1,5 yıl evdeydim.İşe başlayali 3 ay oldu.Bazı şeylere tekrar alışmak gerekiyor.Mesela 1,5 yıl çalışmadığımda çoğu gün kimseyi görmeden minumum sohbetle günler geçirirdim.Şimdi bir sürü yeni insanla bir sürü sohbet ediyorum.Gerekli ya da gereksiz ama yine de yorucu oluyor.Eve geldiğimde kimseyi göresim ya da sohbet edesim kalmıyor.
Ben:Peki , cuma akşamları ya da haftasonları naapıyorsunuz?
Yine Ben:Ocak ayında devlet tiyatrolarına gittim , cuma akşamları.Bu vesile ile uzun zamandır gitmediğim Kadıköy'e gitme fırsattım oldu.Gece dönüşte, vapurla geçmeyi hayal etmiştim ama meğerse 9.00 bitiyormuş Kadıköy Beşiktaş vapuru .Eve 2 saatte dönebildim.Eski öğrencilik günlerimi hatırladım.Bu arada Surname 2000 diye muhteşem bir oyuna gittim.Fırsat bulursanız görün.Özellikle İstanbulbaz'lara bayıldım.
(Devam edebilir...)
Yine Ben:Evet , evet iyiyim merak etmeyin.İş ev arası bir hayatım var .
Ben:Neler yapıyorsunuz son zamanlarda?Sizi en çok nerede görürüz , görmek istesek?
Yine Ben:Hafta içi , sabah 8:00,de servise binip işe gidiyorum , akşamları da 6:30 gibi evde oluyorum.Bu rutini çok sevdim .Servis'te ki Türkçe ağlak müzik yerine Joy Fm dinlenmeye başlanmasıyla birlikte hoş bir modda işe gidip geliyorum.
Ben:Peki hep iş , hep iş ;içiniz şişmiyor mu?
Ben:Peki , cuma akşamları ya da haftasonları naapıyorsunuz?
(Devam edebilir...)
9 Ocak 2011 Pazar
Sen degisirsen herkes degisir...
Bir yil once bana "kurumsal hayata geri doneceksin" deseler, yuzumu serin bir ruzgar kaplar ve "yenildim!" diye dusunurdum.Ve bir yil sonra "kurumsal hayattayim! ":)
Hayat beni sasirtmaya devam ediyor.Icime sordugumda "neden donuyorum? " diye ; sahnelerimi kacarak degil icinden gecerek temizlemem gerektigini anladim.Ne garip degil mi , evren senden o durusu gorene kadar oyun devam ediyor.Cok ciddi ve guzel bir oyun bu!
Kurumsal hayata doneli 2 ay oldu ve sirketin gecen hafta bir toplantisi icin Sapanca'ya gidildi.2011 yilinda sirketin nasil bir vizyonu olacagi konusulacakti.Klasik surec ama klasik olmayan bir sey vardi sirketin 2011 vizyonunda: "Sen degisirsen , hersey degisir!"...Saka gibi degil mi? Evren bana nasil mesaj verecegini sasirdi:)
Zaten bu sirkette klasik olmayan biri suru sey oluyor , mesela cevremde bir suru Nil Avunduk takip eden , Esra Ozbay'in kitabini okuyan insan oldu.Herkes sorular soruyor , herkes kendi oyununu anlamaya calisiyor.Kimi bunun "fight club" gibi bir sey oldugunu zannederken kimi yillardir aradigi seyi buldugunu dusunuyor.Bu kisiler araciligi ile evren benim agzimdan bir suru sorunun cevabini bana sordurup dinliyor , ben cevap verirken ben anliyorum:)
Sirkette ,ozellikle ust yonetimde, kurumsal hayattan bunalip ayrilan ve sonra bir kac yil sonra gelen kadinlar var.Evren bana onlarin agzi ile su soruyu sordu ;" neden bu kadinlar ayrilip tekrar geri donuyor?"
Ben benimkinin cevabini biliyorum : Oyunun bittigini ; herkes seni ve sen de herkesi alkisladiginda anlarsin!
31 Aralık 2010 Cuma
2010'a gunesli veda
Bugun 31 Aralik 2010.Yilin son gununden beklenmeyecek kadar gunesli piril piril bir gun.
2010'a calismayarak basladim.Soguk gunlerde ,elimde cay bardagi camdan disariyi segretmenin keyfini yasadim.Tum gun evde oturup sikildigimda ,biranda "Hadi!" deyip 2 saatligine Eminonune gittim.Tum mahalle pazarlarini kesfettim , pazarcilar beni tanidi:). Eylul ayi gibi , artik evde oturmaya doydugumu anlayip is arayislarini keyifle yapmaya basladim ve simdiki isimle kasimda bulustuk.Icimde hep "allahim , eve kapatilmis kus gibi , camdan cama vurarak cildirir miyim?" diye korkmama ragmen , bu sefer birileri(!) bu deneyimden kolay gecebilmem icin bazi seyleri kolaylastirmisti.
Bu bir yilda ne mi ogrendim:Hersey olmasi gereken zamanda olmasi gerektigi gibidir , ne bir adim once ne bir adim sonra.
Iki gundur ise yeni yil ile iki seyi dusundum:
Sirketin yilbasi yemeginde , bir anda icimden etrafimdakilere "yeni yildan elle tutulur ne istersin ? diye sormak geldi.Hani saglik , baris , mutluluk demeden.Megerse ne kadar zor bir soruymus , kimi "hala saglik demeye devam etti , kimi sadece kizi icin dilek dileyebildi":)Yeni yilla birlikte , istedigim herseyin gerceklesecegine ve onu hakettigime inaniyorum.
Bir de bu sabah , Semih Sayginer ile ilgili bir belgesel segrederken , onun sevdigi seyin arkasinda nasil israrla durdugunu gordum.Ben de bunu yapmaya niyet ediyorum...
36 yil icinde , bazi zamanlar cok bunalsam da hepsi simdiki lezzetin olmasi icin gerekliymis.Hani su yemek yaparken , "cosss" diye cikan sesler var ya , megerse onarmis yemege lezzet verenmis:)
2010'a calismayarak basladim.Soguk gunlerde ,elimde cay bardagi camdan disariyi segretmenin keyfini yasadim.Tum gun evde oturup sikildigimda ,biranda "Hadi!" deyip 2 saatligine Eminonune gittim.Tum mahalle pazarlarini kesfettim , pazarcilar beni tanidi:). Eylul ayi gibi , artik evde oturmaya doydugumu anlayip is arayislarini keyifle yapmaya basladim ve simdiki isimle kasimda bulustuk.Icimde hep "allahim , eve kapatilmis kus gibi , camdan cama vurarak cildirir miyim?" diye korkmama ragmen , bu sefer birileri(!) bu deneyimden kolay gecebilmem icin bazi seyleri kolaylastirmisti.
Bu bir yilda ne mi ogrendim:Hersey olmasi gereken zamanda olmasi gerektigi gibidir , ne bir adim once ne bir adim sonra.
Iki gundur ise yeni yil ile iki seyi dusundum:
Sirketin yilbasi yemeginde , bir anda icimden etrafimdakilere "yeni yildan elle tutulur ne istersin ? diye sormak geldi.Hani saglik , baris , mutluluk demeden.Megerse ne kadar zor bir soruymus , kimi "hala saglik demeye devam etti , kimi sadece kizi icin dilek dileyebildi":)Yeni yilla birlikte , istedigim herseyin gerceklesecegine ve onu hakettigime inaniyorum.
Bir de bu sabah , Semih Sayginer ile ilgili bir belgesel segrederken , onun sevdigi seyin arkasinda nasil israrla durdugunu gordum.Ben de bunu yapmaya niyet ediyorum...
36 yil icinde , bazi zamanlar cok bunalsam da hepsi simdiki lezzetin olmasi icin gerekliymis.Hani su yemek yaparken , "cosss" diye cikan sesler var ya , megerse onarmis yemege lezzet verenmis:)
13 Aralık 2010 Pazartesi
Pure and simple
Bu ara kendime küçük bir dünya kurmuş gibi hissediyorum.Evcilik oynar gibi , küçük evimi "çıngır mıngır" diye kapıyı acıp , küçük çay bardaklarımla çay içip kimi zaman bana misafir gelenlerle çay içip sohbet ediyorum.Bunu ben hayal ettim ben yarattım.Kendime , hayallerime ve yaratımlarıma şükrediyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





