8-9 yaşlarında İncigül opereti diye yola çıkılan ancak sonradan baleye dönüşen bir çalışmanın içinde bulmuştum kendimi.O yaştaki bir çocuğun vücudu ilk defa profesyonel dans ile tanışıyordu ve bizi çalıştıran kişinin bizden profesyonel bir balerin beklentisi içinde olması benim dans ile ilk tanışmamı olumsuz etkiledi ; hep "hantal" dolduğuma inandım.
Sonra 19 Mayıs gösterilerine hazırlandığımız halk oyunlarında hipermetrop gözlüklü bir arkadaşla eşleşip onun her yanlış yaptığında bana bakıp benim gülme krizine girmem sonucu ikinci dans denememde 19 mayıs gösterilerinden çıkarılmamla sonuçlandı.
Allahtan genclik yıllarında "rock" müzik sevdim de öyle estetik bir dans yapmam gerekmedi.
Sonraki dönemlerde içim ritmi , müziği sevse de mümkün olduğunca dans etmedim.
2011 yılının başından beri evren bana sürekli dans ile ilgili bir şeyler anlatmaya çalışıyor.Sene başında şirket herkese istediği bir kursu ayarladı ve ben kendimi birden "dans" kursunun içinde buldum.Dün akşamda daha önce tai bo dersine gittiğim şimdi de iyi bir tango hocası olan Bora Erdem'le şans eseri karşılaştım ve "bak seni bile dans ettirebilirim!" diyerek dans ettirildim.(Yaptığım ne kadar absurtse , cümlesi bile saçma oldu)
Ve dün gece şunu düşündüm: Dans benim için kendini akışa serbest bırakmak , içine güvenmek , kendine güvenmek , karşındakine kendini olduğu gibi göstermek , içinden geçenleri kontrol etmemek...
Belki de benim bu sene bunu öğrenmem ve uygulamam gerekiyor.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder