25 Eylül 2011 Pazar

İşini sevmek ve sahip çıkmak

Beni ilk bir arkadaşım götürmüştü ve "bayılacaksın!" demişti bu dükkana.Nişantaşında küçücük bir dükkan.Dükkanın arkasında bir dikiş makinası , dükkanın sahibi bayan o anda bir yandan da dikmeye devam ediyor, siz gelince hafifçe gülümseyip sizi ağıtlıyor evindeymişcesine.

Dükkanın adı , Düğme. Nişantaşında "Teşvikiye cafe'den aşağı doğru kıvrılan sokaktan yokuş aşağı yürüdüğünüzde sağ tarafta.Kapı süsleri, sepetler, saatler , melekler sizi bekliyor. Her gittiğimde ufak tefek bi şeyler bulup alıyorum , en son yılbaşında yukarıda gördüğünüz dikiş kutusunu (!) ve bir yatak ucu lambasını aldım.

Dün tekrar gittim dükkana , doğum yapacak bir arkadaşım bebek kapı süsü arıyor ama klasik bi şey olmasın istiyordu.Burayı anlattım ancak internet sitesi yoktu .Hem kapı süslerine bakmaya hem de sormaya gittim.Dükkanda biraz dolaştıktan sonra dükkanın sahibi bayanla konuşmaya başladık.Hayranlığımı anlattım."Neden internet siteniz yok ?" diye sordum."İstemiyorum , çünkü ben bir yaptığımın aynısını yapmak istemiyorum, oysa o sitelere bakanlar "şu modelin aynısından istiyorum" diyorlar.Haklılar belki ama benim elimden her seferinde farklı bi şey çıkıyor "dedi.Çok etkilendim. Bi sürü para kazanmak yerine "bi tane olsun , benim istediğim gibi olsun! diyebilmek.Büyük özgürlük...Bi de şu cümle ile tekrar sarsıldım "tüm yaptığım işleri içme sinip" bitti "deyinceye kadar satmıyorum..."

Bir gün fırsattınız olursa lütfen görün bu mağazayı , her bebeğin , eteğindeki fistosundan , gözündeki gülüşe kadar ince ince işlenişine tanık olun Alacağınız herşey sadece size özgü olacak bu arada:)

İşini sevmek ve sahip çıkmak bu olsa gerek!

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Teşekkür!

Ara verdiğim iş hayatına döneli 10 ay oldu.Başlarda , "ha şimdi bıraktım, ha birazdan bıraktım!" diye geçirdiğim günler olsa da , evren benim mızıkçı bir oyuncu olduğumu anlamış olmalı ki , oyunu bırakacağımı anladığı anlarda , ipi hafif gevşetti ve ben de farkında olmadan severek devam ettim oyuna.

Bu 10 ay içinde , "kötü, dayanılmaz!" dediğim bir çok şeyi sever oldum.Daha önceki işyerimde nispi  rahat iken burada , neredeyse her gün evden çalışıyorum ve haftasonları en az bir kez maillerimi kontrol ediyorum ama mızmızlanmıyorum, hatta bunu severek yapıyorum.Sanırım motivasyon kaynağım , iş yerinde eğlendiğim arkadaşlarım.

Bu iş yeri ile birlikte , arkadaşlarımın yaş ortalaması düştü ve ben de kendimi daha genç hissetmeye başladım.Sanırım , evlilik ve çocuk sohbetlerinde tıkanmam beni yoruyor ve küstürüyormuş.

İş yerinin yanısıra servis arkadaşlarım ise başka bir motivasyon aracı.Nasıl oldu bilmiyorum ama bir anda pek eğlenir olduk , hatta bayramdan sonra servistekilerle , işe geç gitme pahasına birlikte Beykoz sırtlarında muhteşem manzaralı bir yere kahvaltıya gideceğiz.Herkes heyecanla o günü bekliyor.

Bu yazıyı yazmamdaki amacım , evrene kocaman bir teşekkür .Beni bunaltmadan derslerimi çalışmamı ve deneyimlerinden geçmemi sağladığı için.

Şimdi , uzun zamandır yok saydığım bir dersim daha var.Onu da çalışmaya niyet ediyorum!

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Dans etmek

8-9 yaşlarında İncigül opereti diye yola çıkılan ancak sonradan baleye dönüşen bir çalışmanın içinde bulmuştum kendimi.O yaştaki bir çocuğun vücudu ilk defa profesyonel dans ile tanışıyordu ve bizi çalıştıran kişinin bizden profesyonel bir balerin beklentisi içinde olması benim dans ile ilk tanışmamı olumsuz etkiledi ; hep "hantal" dolduğuma inandım.

Sonra 19 Mayıs gösterilerine hazırlandığımız halk oyunlarında hipermetrop gözlüklü bir arkadaşla eşleşip onun her yanlış yaptığında bana bakıp benim gülme krizine girmem sonucu ikinci dans denememde 19 mayıs gösterilerinden çıkarılmamla sonuçlandı.

Allahtan genclik yıllarında "rock" müzik sevdim de öyle estetik bir dans yapmam gerekmedi.

Sonraki dönemlerde içim ritmi , müziği sevse de mümkün olduğunca dans etmedim.

2011 yılının başından beri evren bana sürekli dans ile ilgili bir şeyler anlatmaya çalışıyor.Sene başında şirket herkese istediği bir kursu ayarladı ve ben kendimi birden "dans" kursunun içinde buldum.Dün akşamda daha önce tai bo dersine gittiğim şimdi de iyi bir tango hocası olan Bora Erdem'le şans eseri karşılaştım ve "bak seni bile dans ettirebilirim!" diyerek dans ettirildim.(Yaptığım ne kadar absurtse , cümlesi bile saçma oldu)

Ve dün gece şunu düşündüm: Dans benim için kendini akışa serbest bırakmak , içine güvenmek , kendine güvenmek , karşındakine kendini olduğu gibi göstermek , içinden geçenleri kontrol etmemek...

Belki de benim bu sene bunu öğrenmem ve uygulamam gerekiyor.

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Tatil için kendime hatırlatma notları!

Koca bir kış geçti...Her gün yeni bi şeyler oldu.Kimi gün , nefesim tıkandı yola devam edemem gibi geldi , o gece yattım ertesi gün başka bir güne uyandım.

Ve sonunda , hayalini kurduğum 2 haftalık yaz tatilim başlıyor.Bir sürü beklentim var bu tatilden .Kimini yapabileceğim kimini yapamayacağım ama yine de  kendime hatırlamak için küçük notlar yazıyorum :

-Sabah erken uyanıp , tekrar uyuyabilmenin tadını çıkar
-Hiç bir şey ama hiç bir şey yapmadan boş boş oturmanın tadını çıkar
-Seni hiç bir şeyin endişendirmesine izin verme, herşey çözülmesi gerektiği zamanda çözülür , sen o andaki adımından emin ol
-Mudanya'daki , muhteşem manzaranın , sıcak aile ortamının , efil efil rüzgarın tadını çıkar
-Sapanca'da , kulaklarını dört aç , anlatılan herşey senin için
-Yiğenlerine sıkı sıkı sarıl , onlar bi bi daha bu yaşta olmayacak (sen de!)
- Bu sefer Kaş senin için bambaşka olsun.


Ve en önemlisi , hep o anda ol , sonrasını hesaplama!

10 Nisan 2011 Pazar

İş,Duman , Ev

Tam ben bloga bi şey yazayım dedim, blog kapandı."Amaaan , demek ki yazasım yokmuş!" deyip, konuyu unuttum.Bu sabah kahvaltımı da ettikten sonra , biraz bloglarda dolaştım ve "dur bi de ben yazayım!" dedim.

Geçenlerde , kariyerinin en tepesindeki işinden "hop" diye ayrılan 41.000'ci arkadaşımla buluştum.Ben mi çekiyorum bu insanları yoksa olaylar böyle mi akıyor bilmiyorum.Neyse!Benim de yaşadığım , "acaba yanlış mı yaptım, kariyerim mahfoldu mu?, etraf ne der?" soruları içinde boğulurken , ona sadece şu anın tadını çıkarmasını , işe başlaması gerektiğinde tekrar başlayabileceğini( bakınız şekil 2.a'da görüldüğü gibi) ifade ettim.Ha , niye bırakıyorsun ? niye dönüyorsun? sorularını hala aklınızda taşıyorsanız , lütfen önceki bir iki yazıyı okuyun.


Evet , ben iş hayatına döndüm ve niyet ettiğim gibi deneyimlerinden geçmeyi kabul ettim ancak üniversitede 12 ders birden almam gibi (alttan kalan derslerle birlikte) bu sefer biraz üst üste deneyim yaşayabiliyorum.Naapalım , ben böyle niyet ettim , böyle geçeceğim.

Bir iki hafta önce , çok sevdiğim , zor günlerimde şarkıları dilime pelesenk olan Duman konserine gittim.10'da konser yerine geldim ama grup 12:00'de sahneye çıktı.İzleyicilerin yaş ortalaması 19-20 idi ve kanları kaynıyordu , oysa ben "manası yoktuuuur , yooook" şarkısındaki gibi daha ritmim yavaşlamıştı . Anladım ki , arabamda bağıra bağıra "sor bana pişman mıyım?" dinlemek daha keyifli...

Bu arada , kışın ısınmayan , yazın hamam etkisi yapan evimden taşınmak istedikçe apartman ilişkilerim daha da sıkı fıkılaşıyor.Yaşlı komşum , her sabah ve akşam beni işe gidip gelirken seğredip , asonsörde yakaladığında da "ben seni çok seviyorum!" diye öpüyor. İlkokula yeni giden adını bilemediğim ama sırf tokasını göstermek için beni kapıda bekleyen ve bana ismimle hitap eden cimcime bir hayranım var. Kuofördekiler ise , arabamı park etmeye  , torbalarımı taşımaya kadar bana yardım ediyorlar.Ben galiba taşınamayacağım.Bu evi ısıtmanın ve soğutmanın bir yolunu bulmalıyım...

6 Şubat 2011 Pazar

Kendimle röpörtaj

Ben:Nalan Hanım , nerelerdesiniz hiç sesini soluğunuz çıkmıyor , iyi misiniz?

Yine Ben:Evet , evet iyiyim merak etmeyin.İş ev arası bir hayatım var .

Ben:Neler yapıyorsunuz son zamanlarda?Sizi en çok nerede görürüz , görmek istesek?

Yine Ben:Hafta içi , sabah 8:00,de servise binip işe gidiyorum , akşamları da 6:30 gibi evde oluyorum.Bu rutini çok sevdim .Servis'te ki Türkçe ağlak müzik yerine Joy Fm dinlenmeye başlanmasıyla birlikte hoş bir modda işe gidip geliyorum.

Ben:Peki hep iş , hep iş ;içiniz şişmiyor mu?

Yine Ben:Biliyorsun 1,5 yıl evdeydim.İşe başlayali 3 ay oldu.Bazı şeylere tekrar alışmak gerekiyor.Mesela 1,5 yıl çalışmadığımda çoğu gün kimseyi görmeden minumum sohbetle günler geçirirdim.Şimdi bir sürü yeni insanla bir sürü sohbet ediyorum.Gerekli ya da gereksiz ama yine de yorucu oluyor.Eve geldiğimde kimseyi göresim ya da sohbet edesim kalmıyor.

Ben:Peki , cuma akşamları ya da haftasonları naapıyorsunuz?

Yine Ben:Ocak ayında devlet tiyatrolarına gittim , cuma akşamları.Bu vesile ile uzun zamandır gitmediğim Kadıköy'e gitme fırsattım oldu.Gece dönüşte, vapurla geçmeyi hayal etmiştim ama meğerse 9.00 bitiyormuş Kadıköy Beşiktaş vapuru .Eve 2 saatte dönebildim.Eski öğrencilik günlerimi hatırladım.Bu arada Surname 2000 diye muhteşem bir oyuna gittim.Fırsat bulursanız görün.Özellikle İstanbulbaz'lara bayıldım.


(Devam edebilir...)

9 Ocak 2011 Pazar

Sen degisirsen herkes degisir...



Bir yil once bana "kurumsal hayata geri doneceksin" deseler, yuzumu serin bir ruzgar kaplar ve "yenildim!" diye dusunurdum.Ve bir yil sonra "kurumsal hayattayim! ":)

Hayat beni sasirtmaya devam ediyor.Icime sordugumda "neden donuyorum? " diye ; sahnelerimi kacarak degil icinden gecerek temizlemem gerektigini anladim.Ne garip degil mi , evren senden o durusu gorene kadar oyun devam ediyor.Cok ciddi ve guzel bir oyun bu!

Kurumsal hayata doneli 2 ay oldu ve sirketin gecen hafta bir toplantisi icin Sapanca'ya gidildi.2011 yilinda sirketin nasil bir vizyonu olacagi konusulacakti.Klasik surec ama klasik olmayan bir sey vardi sirketin 2011 vizyonunda: "Sen degisirsen , hersey degisir!"...Saka gibi degil mi? Evren bana nasil mesaj verecegini sasirdi:)

Zaten bu sirkette klasik olmayan biri suru sey oluyor , mesela cevremde bir suru Nil Avunduk takip eden , Esra Ozbay'in kitabini okuyan insan oldu.Herkes sorular soruyor , herkes kendi oyununu anlamaya calisiyor.Kimi bunun "fight club" gibi bir sey oldugunu zannederken kimi yillardir aradigi seyi buldugunu dusunuyor.Bu kisiler araciligi ile evren benim agzimdan bir suru sorunun cevabini bana sordurup dinliyor , ben cevap verirken ben anliyorum:)

Sirkette ,ozellikle ust yonetimde,  kurumsal hayattan bunalip ayrilan ve sonra bir kac yil sonra gelen kadinlar var.Evren bana onlarin agzi ile su soruyu sordu ;" neden bu kadinlar ayrilip tekrar geri donuyor?"

Ben benimkinin cevabini biliyorum : Oyunun bittigini ; herkes seni ve sen de herkesi alkisladiginda anlarsin!